Cocukken evimizin salonundaki beyaz koltuklara oturmaktan hep cekinirdim. Kirletmeyeyim diye. Zaten salona da girmez, pek oturmazdik o zamanlar. Sonra topluma, ailelere, annelere bir seyler oldu. Kilitli misafir odalari kilitlenmez oldu. Televizyonlarin ekranlari buyudu. Aksamlari herkes misafir odasinda oturur oldu. Sonra o odalar bosaldi, bosaldi. Anneyle babalar kaldi bas basa. Ama geri donmediler diger kucuk oturma odasina. Oturmadiklari yillarin acisini cikarircasina, en degerli en pahali koltuklarinda oturdular, en iyi porselenlerinden yemeklerini yediler. Anne babalarimiz da buyudu. Bizimle beraber buyuduler, ogrendiler. Esyalarin yilda uc dort kere gelecek misafirlerin kullanimina degil de, kendilerine ait oldugunu fark ettiler. Filmlerden mi? O odaya surekli girip, masalarin altini karalayan cocuklarindan mi ogrendiler bunu, bilinmez. Ama onlar da buyuduler iste. Evdeki mutlulugun esyalarin uzerinde tepinen , onlari eskiten cocuklarinin kahkahalari oldugunu gec de olsa anladilar.
Sonra surdan anladim buyuduklerini. Annem, ben cocukken dolabinda sakladigi yurt disindan gelen parfumlerini cikardi. Her gun surdu onlari. Bitene kadar. Sonra gitti, en pahali magazadan en guzel kokulusunu bulana kadar denedi hepsini, bir suru guzel sise parfum aldi, her gun bolca surdu, siselerini de sakladi. Atmaya kiyamadi. Eskiden kalma saklama, istifleme aliskanligi olsa gerek.
Cocukken ben istesem beni aninda azarlayip kolumdan cekistirirerek uzaklastiracagi cinsten pahali makyaj malzemeleri aldi. Bana da kendisine de.
Hayatin gectigini fark etti cunku. Paranin, mutlulugu satin alamayacagini ama sebep olabilecegini fark etti.
Simdi, ben bir ev kurarken, bana asla kullanmayacagim, yemek odasinin bir kosesinde yillarca bekleyecek, pahali misafir yemek takimlarindan almamayi ogutluyor. Nasil olsa kiriliyor, yitiyor, yenisi aliniyor esyalarin. Bunu ogrenmis. Esyalara anlam yuklememeyi ogrenmis babama tum bulasik makinesindeki tabaklari firlatirken bir gun. Yirmi yilin sonunda o beyaz koltuk takimini atip, yerine yeni takimi alinca ogrenmis esyalarin hayatimizda sadece arac oldugunu.
Ben kendimi bu yuzden hep sansli hissettim. Akilli bir anneye sahip oldugum icin. Ayni zamanda da dunyanin en sulu gozlu annesine. Ya da tum anneler hep huzunlu bakiyor. Ortaya kendi bedenlerinden bir parca koyup, elleriyle yonta yonta bir heykel cikariyorlar. Saclarini citileye citileye legenlerin icinde yikiyorlar. Dokuz yasindayken bile cocuk parfumu alip suruyorlar. Sonra bir gun, onlari saliyorlar sokaga. Ilk kez otobuse binmelerine izin veriyorlar tek baslarina. Ilk kez opusmelerine, uzulmelerine, sarhos olmalarina izin veriyorlar bebeklerinin. Bebekler buyuyorlar, anneler de. Iyi ki de ogreniyor anneler ve ogretiyor her seyi. Iyi ki varlar. Gul kokulu anneler. Beraber buyudugumuz melankolik balik etli kadinlar. Iyi ki varsiniz.