<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0"><channel><atom:link rel="hub" href="http://tumblr.superfeedr.com/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"/><description>Aslında yalan. Bilmem.</description><title>Her Boku Bilirim</title><generator>Tumblr (3.0; @herbokubilensirin)</generator><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/</link><item><title>Tüm bunlar neden oldu?</title><description>&lt;p&gt;Hafta içi çoğu akşam işten çıkıyorum, metroya binip Harbiye&amp;#8217;de iniyorum ve sevgilimi işyerinden alıp beraber Taksim&amp;#8217;e yürüyoruz. 28 Mayıs Salı günü de aynı bu şekilde başladı. Sonra parktaki ufak kalabalığı gördük, Twitter&amp;#8217;dan da birkaç tweet vardı sevgi pıtırcıgı, aktivist arkadasımızın attıgı. Ağaçlar için Gezi Parkı&amp;#8217;ndayız filan demişlerdi. Bi bakalım yav burda noluyor deyip içeri girdik. Gezi Parkı&amp;#8217;nın Taksim Meydanı&amp;#8217;na bakan tarafındaki merdivenlerde 7 yıldır 145&amp;#160;T denilen çift katlı ekspres otobusu kullanıyorum. O merdivenlerin benim için anlamı büyük. Sevgilim beni her akşam oradan eve uğurluyor, orada görüyoruz birbirimizi son kez. Görüyorduk. Taa ki bu yayalaştırma projesine kadar. Artık Hayyam Köprüsü&amp;#8217;nün oraya yürür olmuştuk. Bu bile canımızı sıkar keyfimizi kaçırırken, oradaki ağaçların kesilip yerine AVM yapılacagı fikri bizi de sinirlendirmişti ve parkta eylem yapan ufak gruba hak vermiştik. Ki zaten 2011 yılından beri o ağaçlar için Taksim metro çıkışında imza toplayan insanlara her geçişimizde birer imza verip, destekliyorduk. Aniden karar verilmedi yani orda bu eyleme. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Girizgaha biraz daha devam edeyim ki, karşıt görüştekiler bizlerin kim oldugunu ve neden böyle davrandıgımızı daha iyi anlasınlar bu yazıyı okuyunca. Sağcı bir baba ve orta yolcu bir annenin çocuğuyum. Annem ve ailesi eski bir cumhurbaşkanının köylüsü oldugu icin siyasete duygusal bakar. Yani siyasetin çok konuşulmadıgı ve cocuklarına öğretilmediği bir ailede büyüdüm. İlk gördüğüm sol görüşlü dergi annemin sekreterinin çekmecesinde buldugum Leman&amp;#8217;dı. Sonra Lombak bulduk orta okulda, Kemik çıktı, Penguen, Uykusuz derken, düşünen insanların çizerek ifade ettiği, hükümete, dünyaya, sisteme yaptıkları yorumları, düşünceleri görür, öğrenir olduk. Sonra lise hazırlıkta 2002 yılında, 14 yasındayken, ekşi sözlükle tanıştım. İnternet benim için ekşi sözlük demekti. 2007 yılında yazar oldum. Üniversitede de böyle devam etti. Üniversitede televizyon izlemeyi bıraktım. 7 yıldır izlemiyorum. Gündemi ekşi sözlük üzerinden takip eder olmuştum, twitter ve facebook cıkana kadar. Zaten bilenler ekşi sözlükteki bir çok farklı gruptan insanın dev bir forummuscasına gundemi, olayları surekli tartısıp didiştiğini bilir. Bizim nesil için orası konusulmayan, yasaklanan her seyin konusulup, tabuların yıkıldıgı, kultur sanat ve mizahın onbinlere yuzbinlere yayıldıgı yerdir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi parka geri döneyim, girizgah yeter gibi. Orada ilk gün gördüğüm topluluk, keten, pazen kıyafetli, rastalı, etnik köy tülbenti takmıs kızlar oglanlardan olusan, Cihangir, Moda tayfası diyebileceğim, bizler gibi insanlardı. Yani daha önce pek 1 Mayıs&amp;#8217;a gitmemiş, pek siyasi yorum yapmamış, sinemaya, müziğe, edebiyata ilgi duymuş ve onların peşinde koşturmuş, kendi hallerinde insanlardı. Ve hatta ben, Taksim merkezi oldugu icin bu eyleme kalkıp gelmişler yoksa gelmezlerdi ehe ehe demiştim. Beni yanılttılar. İlk mudahale oldugu zamanki tavırlarıyla o gun ordan paylasılan fotograf ve videoları izleyen herkesi yanılttılar. Herkesi şaşırtıp, uyanmalarını sagladılar. Biber gazı sıkan polisin karsısına oturdular, gülümseyerek kitap okudular. Agaclara sarıldılar cocukları gibi. Cunku onlar daha once televizyonda meydanda eylem yapan hiç bir eylemciye benzemiyorlardı. 1 mayılarda gormeye alıstıgımız, Odtulu ,solcu catık kaslı ve cok sinirli kız ve TKP bayragı tasıyan cocuk degildi orda elele duran cift. Tek bir ideoloji için, beyni yıkanmıscasına bagıran, kavga eden,polise molotof kokteyli atan PKK&amp;#8217;lı gencler de değildi onlar. Takkesi ve cubbesiyle tekbir getiren mollalar da degildi. Onların hepsi bu korkunc manzarayı gorup, destek icin sonradan geldiler saflarımıza. Hoşgeldiler. Benim gibi, listemdeki diger hemen herkes gibi, cogunluktan biriydi orda ilk gunlerde direnenler. Kuzenindi, iş arkadaşındı, üst komşundu. Ve masumdu. Polise karşı çıkmıyordu. Sadece tek bir amacı vardı, ağaçların kesilmemesi ve polis ona en savunmasız anında saldırmıştı. Bizi , twitter basında, işyerlerinde olan gencliği cıldırtan son damla da bu oldu işte. Daha önce kadınların bedenine, cinsel hayatına, tercihlerine karışan, Hrant Dink icin yurudugumuzde bile biber gazı atan polis, bu sefer uyuyan evet sadece uyuyan insanlara korkunc bir gucle saldırdıgı icin hepimiz o insanları kardeşimiz bildik ve destekledik. Çünkü anladık ki, devlet ve polis kendine tehdit olusturmayan, ama birazcık hakkını arayan ve fısıldayarak bunu dile getiren kendi evlatlarına bile savaş açıyor. İşte o zaman sokaklara döküldük. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Biber gazı fişeğinin bir insanın kafasına isabet etmesi gercekten cok zor, eger polis bilerek ve isteyerek nişan almadıysa. Bunu da yaşayarak öğrendik ve devletimizi sevmedik bu yuzden. Bu olaylardan birkaç hafta önce İnönü stadındaki son Beşiktaş maçında polis yine aynı tutumu sergilediginde, çarşıdaki çocuklara bile gaz sıkıp, en efendi insanları bile çileden cıkarıp, basbakana kufur ettirdiginde, halkın aslında hukumeti ve uygulamalarını sevmedigini anlamıstım. Sevilecek, savunulacak nasıl bir tarafı olabilirdi ki , Akaretler &amp;#8216;de oturup dondurmasını yiyen insanlara gaz fiseklerini ardı ardına atmanın?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İşte bu yuzden cok kalabalık olduk ve hakkımızı aradık ilk defa. Bizler yıllarca yok sayılan Kürt kardeşlerimizi de anladık, hayal gücü geniş aşırı dindarlar tarafından horlanan Alevileri de. Çarşı aşkıyla bir ömür geçiren Beşiktaşlıları da, evine ekmek götürmek için Taksim&amp;#8217;de cırpınan dayıyı da, yoga yapmak için Goa&amp;#8217;ya giden arkadaşımız Nur&amp;#8217;u da anladık. Herkesi anladık ve hak verdik, an be an paylasılan korkunc gercek fotograf ve videolarla. Artık derin uykumuzdan uyandık . Kayıp Y jenerasyonu olarak, kendi kendimize öğrendik özgürlüğü, hakkı, adaleti, kalkınmayı. Tüm bunlar üç beş ağaç için direnen insanlara böcek gibi davranan devletin maskesinin düşmesiyle başladı. Bugun 20 haziran oldu tarih ve İstanbul&amp;#8217;da yasayan biri olarak jenerasyonumdaki insanların inanılmaz bir boyuta gectiklerini goruyorum. Akşamları parklarda kurulan iyonik dönem forumları, birbirine yolda selam veren, kolunda kan grubu yazan insanların sessiz kardeşliği, hepsi su an oluyor, kayıtlara gecsin. Ben sevgilimle Taksim İlkyardım Hastanesi&amp;#8217;ne gidip, ilk gun yaralanan Lobna kardeşi ziyaret ediyor ve ger gece dua ediyorsak ve oradaki ziyaretcilerin bıraktıgı cicekleri yazıları, umut dolu dilekleri görüp ağlıyorsak, insanlığın en guzel boyutundayız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Taksim&amp;#8217;de duran adam fenomeni yuzlere binlere yayıldı. Dün orada biz de dururken yaslı bir amca arkamda telefonunda karısına &amp;#8220;Pasif direniş yapıyoruz, bir şey yok&amp;#8221; dedi. Hayatımıza bu guzelliği ,pasif direniş lafını, günlük kelime haznemize kazandıran faşist devlet, inandıgı ve savundugu dinin tam tersi hareket eden devlet, tüm bunlar bizi yok saydıgın için oldu. Biz varız, buradayız, akıllıyız, eğitimliyiz ve artık senden korkmuyoruz. Bir hayli de çokuz. Demokrasi bizden öğrenilecek bundan sonra, kayıp kuşaktan. &lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53425258595</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53425258595</guid><pubDate>Thu, 20 Jun 2013 03:50:56 -0400</pubDate></item><item><title>Düşünmek üzerine</title><description>&lt;p&gt;Uzun zamandir yazmadigim icin, uzun bir yazi olacak. Bastan uyarayim. Filmin yarisinda cikmak yok. Asiri derecede genelleme yapmak istiyorum, sonra su paradoksa giriyorum &amp;#8220;Tum genellemeler yanlistir&amp;#8221; 24 bucuk yasindayim, Kasim da 25 oluyorum. Yaklasik 17-18 yildir kendi kendime dusunuyorum. Bir cok seyi. Kendimi dusunurken buldugum, fark ettigim en eski anim, henuz okula gitmezken. Ogle uykusu icin anneannemin evindeki oturma odasinda, cekmeceli divanda yatiyorum ve halidaki desenlere bakiyorum. Anneannem ne dusunuyorsun oyle diye sorunca fark ediyorum, dusunmenin nasil bir sey oldugunu ve disaridan nasil gorundugunu. O sirada dusundugum seyse, beni open, benden bir yas kucuk komsunun oglu. Cok buyuk bir gunah isledigimi dusunuyorum ve basima geleceklerden korkuyorum. Cisim geliyor.&lt;br/&gt;
Bunca yildir, kendi basima kaldigim ya da kalmadigim saatler boyunca cok fazla sey okuyup, cok fazla seyi anlamaya calistim. Bazi insanlari ne psikoloji, ne sosyoloji, ne felsefe ogretileri sayesinde bile anlayamadim. Bu yuzden o insanlari dusunmemeye karar verdim. Cunku kendi kendimi yiyip bitirmekten baska bir ise yaramiyordu bu dusunme sekanslari. &lt;br/&gt;
Kader diyenler olabilir, Zeki Demirkubuz filmi gibi. Kisilik bozuklugu diyenler olabilir, karma diyen, kotu elektrikli insan diyen bile olabilir bu anlayamadiklarim icin. Hangisinin dogru cevap oldugunu aramak istemiyorum artik. &lt;br/&gt;
Kimsenin kotulugunu istemedim herhalde simdiye kadar diyorum. O kadar kotu bi insan degilim. Hem baskasinin basina gelen gelecek olan kotu sey beni mutlu etmez. Bana boyle ogretilmedi. Kim bana ogretti bilmiyorum ama ben hep su empati bokuna dusunuyorum en cok. Hemen her firsatta karsimdaki insanin ayakkabilarindan bakiyorum olaya. Iyi bok yiyorum. Bana boyle bisey soylense ne hissederdim? Amaan canim zaten deli, anlamaz. Ben bu durumda olsam ne yapardim? Ben bu kadar uzulur muydum, sevinir miydim, uzatir miydim? Deyiveriyorum hemen. Iste bu yuzden saclarimi dokuyorum. Cunku insan kendisi soz konusu olunca, kendine kiyamiyor ki be gulum. Diyorum ki Damla, sen olsan ceker kapiyi giderdin. Ondan da bunu beklemelisin. O yapmiyorsa gurursuz demektir. Diyorum ki sen olsan Damla, hayyatta (iki y ile) boyle bisey yapmazsin, o yaptigina gore cok simarik biri olsa gerek. Halbuki herkes inanilmaz derecede simarik. Simariklik tum dunya insanlarinin sahip oldugu en temel en ortak en sorgulanmayan ozellik olmalı.  Simaran, daha cok isteyen, direten insanlar olmasa her an ve her yerde, su an coktan silinmis bir turdu insanoglu. Herkes bu kadar simarikken ve tek cocuk sendromundayken ben nasil olur da bazi olaylarda bu kadar olgun davranabiliyorum, hayret ediyorum kendime dogrusu. Ha tabii bazen de yaptigim cocuklugun haddi hesabi yok. On tane gosterdigim olgun davranisi tek kalemde unutturabiliyor o ayri bi konu. Benim derdim herkesin kendini asiri onemsemesi. Derdim degil de carem aslinda. Herkes bunu kabul etse ve ona gore hareket etse, ne kadar guzel olurdu her sey. Keske hepimiz bencil ve sisko birer pislik oldugumuzu kabullensek. &lt;br/&gt;
Hep diyorum, hayatimin ilk 11 yilini tek cocuk olarak gecirmek beni boyle yapti. En dusunmemem, sorgulamamam gereken zamanlarimda tek kaldim. Kendi basima, kendi hayal dunyamda, kendi beynimin icinde. O yuzden pek simarip, cocuk olamadim sanki. Yandas yoktu. Vazo kirilsa uzerine suc atilacak adam yoktu. O yuzden vazo kirmamanin daha mutlu edecegini anladim herkesi. Pilav tenceresine pilavi geri doktugumu anneannem her seferinde anlayinca, onu yapmaktan da vazgectim. Kardesimin tabagina o bakmazken koysam belki daha eglenceli daha farkli olurdu her sey. Ama ben de kimsenin fark etmeyecegi, ya da uzun bir sure sonra fark edip gulumseyecekleri seyler yapmayi koydum kafaya. Mermer sehpaya dadandim. Onun altina yatip, mermerin ters tarafina resimler cizdim. Benden baska kimse o sehpanin altina girmezdi zaten. Uyurken, ayaklarini gidiklayip kactim buyuk babamin. Ve en cok, kitap okudum. Yapilacak en guzel ve en eglenceli sey buydu. Okudukca ve ogrendikce kendimi buyumus hissettim her satirda. &lt;br/&gt;
Hayatima girmis, iz birakmis, anilarimda bas rol oynamis, iyi ya da kotu hemen herkesi ilk gordugum anda o insanla bir seyler olacagini hissetmistim. Ama ne oldugunu ya da olacagini degil. Sadece goz bebeklerinde farkli bir seyler gordum hep. Sonra o insan benim basima turlu belalar da acsa, ya da beni mutluluktan altima isetse de hep o ilk bakisi hatirladim ve biliyordum iste! Dedim. Bunlarin olacagini o ilk anda hissetmistim. Hic bir bilimsel dayanagi yokmus gibi gorunen bu seyi soyle acikladim kendime sonralari. Tum evren, bir butundur. Ve hepimiz bu butun kutlenin, gaz toz su atomlarinin birbirine bagli oldugu bu kocaa evrenin parcasiyiz. Yani beni surada duran agactan farkli kilan tek bir sey bile yok. Agac ne ise ben de oyum. Iste bu ilk bakista beni flashforward yapan bu insanlar da bana daha yakin olan atomlara sahip insanlar. Atom dizilimleri bana daha cok benzeyen. O yuzden kendime cektim onlari. Sonunda beni olume bile goturecek olabilirler ve buna sen kader diyorken, Kambocya da bir abi, karma da diyor olabilir. Hic fark etmez. Ben, sevgilimi , birkac eski sevgilimi, birkac arkadasimi, birkac benden pek hoslanmayan insani, birkac isverenimi , bazi emlakcilari, bazi evleri, bazi esyalari ilk gordugum an, hayatimda tekrar gorecegime emindim.&lt;br/&gt;
Bu yuzden insanlarin gozlerine cok bakmamaya calisiyorum. Surpriz olsun artik ne olacaksa. On gormek istemiyorum.&lt;br/&gt;
Gurur, namus, seref, haysiyet, ihsan, fedakarlik, ask, merhamet, nefret, bir suru kelime bulmusuz, bir suru duygu ve davranis icin. Ne ise yariyor? Gururu yoksa sizi uzen insanin, asla senle empati kuramayacak demektir. cunku sen gurur duygusuna sahipsen, empatin de vardir, ama empati yoksunuysan, gururun yoktur ve olumsuz bir suru ozelligin daha olabilir yaninda. Gururu kim getirdi bu dunyaya biri bana soylesin. &lt;br/&gt;
Sokaktaki cogu insan, eger agzina dogru bakarak konusursaniz, disinde maydonoz olup olmadigini ogrenmek icin elinden geleni yapar ve bunu kafasina takar. Karsindakinin gozune nasil gorundugunu merak eder herkes. Iste simdi bir sey daha soracagim. Neden olum dosegindeki hastalara bile bir sure sonra hastaliklari aciklaniyorken, akil hastalarindan bu hasta olduklari gercegi hep gizleniyor? Ben eminim ki tum akil hastalari, normal olmadiklarinin farkindalar ve disardan nasil gorunduklerini delice (literally) merak ediyorlar. Ve biz onlara rol yaparak, onlar normalmis gibi davranip onlari idare ederek onlari daha da delirtiyoruz gibime geliyor. Hastaysan hastaligini bilmelisin. &lt;br/&gt;
Ölümü düşünüyorum zaman zaman. Önce kendimin öldüğünü, sonra cevremdekı herkesin ölümünü hayal ediyorum ve hepsinde de üzülüyorum. Kimsenin ölümü beni mutlu etmeyecek. Ne kadar iyi bir insanım diyorum kendi kendime. Şimdi, sen, dışardaki herhangi bir kardeşim. Sana 17 yıl boyunca suren dusunmelerim , kendimle baş başa kalmalarım sonucu cıkardıgım bazı cumleleri soyluyorum. Benim ölmem seni mutlu edecek mi?  Hiç sanmıyorum. Benim sevdiğim birinin ölmesi seni mutlu edecek mi? Bu da bağlamaz. Herhangi , sana bir sekilde zarar vermiş ya da verecek olan birinin ölmesi seni mutlu eder mi? Peki öylesi önemsemediğin bir insan için bunca yaptığın şeye değer mi? &lt;br/&gt;
İnsan her şeyi unutuyor ya. Unut git sende artık. Unut yani. Kinlenme bu kadar kimseye. Cok saçma, aşırı saçma. Ne zaman ölüp yok olacağın belli değilken, hayatını hırsla, nefretle ve pişmanlıkla doldurmak çok çocukça. Butun hayatın boyunca sana verilmeyen oyuncağın yasını tutamazsın. &lt;br/&gt;
 Ben evim icin aldigim bir yer bezini bile yarim saat severek alan bir insanim. Senin beni anlaman imkansız ama ben seni de anlıyorum kardeşim. Hayatını hırsların, tutkuların, pişmanlıkların ugruna keder içinde, öfke içinde koşuşturma içinde geçirdin, geçiriyorsun. Seni anlıyorum. Seni bu yoldan döndüremem ama seni anladığımı bil. Kendinin doktoru sadece sen olabilirsin tek söyleyeceğim büyük laf budur senin için. Sen de düşün, tart ölç biç bir şeyleri. Duyguların olmadan düşün. Bu cok klişe bir laf ama tekrar oku. Kalbin cırpınmadan, kan beynine sıcramadan, miden yanmadan, başına ağrılar girmeden düşünmeye çalış bir şeyleri. Hayat sahip olduğun tek gerçek şey. İyi düşün.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53386582874</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53386582874</guid><pubDate>Wed, 19 Jun 2013 17:32:05 -0400</pubDate></item><item><title>egekayacan|blog: GEZİ EYLEMLERİNE SOĞUKKANLI BİR BAKIŞ İşin başında eylemcilerle aynı...</title><description>&lt;a href="http://egekayacan.tumblr.com/post/53307973798/gezi-eylemlerine-sogukkanli-bir-bakis-isin"&gt;egekayacan|blog: GEZİ EYLEMLERİNE SOĞUKKANLI BİR BAKIŞ İşin başında eylemcilerle aynı...&lt;/a&gt;: &lt;p&gt;&lt;a class="tumblr_blog" href="http://egekayacan.tumblr.com/post/53307973798/gezi-eylemlerine-sogukkanli-bir-bakis-isin"&gt;egekayacan&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;GEZİ EYLEMLERİNE SOĞUKKANLI BİR BAKIŞ&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşin başında eylemcilerle aynı saftaydım…&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Sonra bir gün televizyonda Yiğit Bulut’u izledim. Oynanan büyük oyunu anlatırken gösterdiği tavizsiz duruştan çok etkilendim! Tıpkı saçları gibi bir milim yerinden oynamıyordu. Acaba, dedim…&lt;/p&gt;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;İnanması çok zordu…&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53358207878</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/53358207878</guid><pubDate>Wed, 19 Jun 2013 10:02:44 -0400</pubDate></item><item><title>candın sen</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/bce36a4eb319fd4f50bcbd9ab3ae1ee6/tumblr_mnvw1kmZZN1qgmpawo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;candın sen&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/52214246904</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/52214246904</guid><pubDate>Wed, 05 Jun 2013 07:40:20 -0400</pubDate></item><item><title>felonyfey:

decayedintelligence:


There is this flooding...</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/fcb8613eb3df5746b75698599e8a00bf/tumblr_mn9ib9M23X1qciei7o1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;a class="tumblr_blog" href="http://felonyfey.tumblr.com/post/51169203437/decayedintelligence-there-is-this-flooding"&gt;felonyfey&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;a class="tumblr_blog" href="http://decayedintelligence.tumblr.com/post/51161675059"&gt;decayedintelligence&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;br/&gt;There is this flooding happening in Norway now and apparently it washed up this really old burial ground, so there is a bunch of century old humans bones floating around right now.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Norway - forever the most metal country ever.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&gt;Norvec de sel sonrasi mezarliklardan eski kemikler sokaklara dagilmis. Metalin en gercek vatani.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/51363632547</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/51363632547</guid><pubDate>Sun, 26 May 2013 01:40:22 -0400</pubDate></item><item><title>Mevlam kulu, sevdim seni</title><description>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=CenFxRhGEuc&amp;sns=em"&gt;Mevlam kulu, sevdim seni&lt;/a&gt;: &lt;p&gt;Bu kayittan daha guzelini bulamadim. Ilk kez bu halini dinlemistim, baska kimden dinlediysem sevemedim de. Senin gibi. Seni tanidiktan sonra baska kimseyi gormedi gozum. Hayatimi senle doldurdum. Kayitin basinda titrek sesiyle ” thaankk youu” diyen bu ecnebi kadinda da seni buluyorum hemen her seyde buldugum gibi. Senin gibi naif, baska bir dildeki sarkiyi kendi sahiplerinden daha guzel ve inanarak soyluyor. Senin hep yaptigin gibi. Sonsuz bir sanat ve yaratma aski, sarkinin icine yagmur damlalari serpistiriyor senin gibi. Seninle ipek yorgan ortunesim, baklava yapmayi deneyip hamur edesim geliyor. &lt;br/&gt;
Islak, heyecanli ellerimi hatirliyorum senle bir taksinin icinde. Hatirladigim en eski animiz. Islak ellerimle sevdim seni. Yagmur yagar gibi icime. Bir saat sonra 26 mayis 2013 olacak ve 30. Kez sen o cemberin etrafinda yurumus olacaksin rakamlarla hesaplamam gerekirse. Bana kalsa 300 yildir sever gibiyim seni.&lt;br/&gt;
 Benim icin o kadar degerli ki, sukur edip uyuyacagim bu gece. Mevlam kulu , sevdim seni. Iyi ki sevdim seni. Iyi ki dogdun.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/51325255247</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/51325255247</guid><pubDate>Sat, 25 May 2013 16:00:20 -0400</pubDate></item><item><title>Zamanin elleri</title><description>&lt;p&gt;Zamanin hizla gecmesini diledigim cok zaman oldu. Simdi de oyle. Ama bazen de cok hizli gecmesin diyorum. Ya da atlaya atlaya gecsin. Arkama bakmadan kacip gideyim. Kahkaha atarak gideyim. Ayrildiktan bir saat sonra , uc gun gormemis gibi ozlemeye basladigimin yaninda olayim hep. Kimse karismasin ve merak etmesin. Biz cok iyiyiz ve iyi olacagiz. Siz bize birakin her seyi. Simdiye kadar degistirmeye calismadik birbirimizi, yargilamadik, suclamadik. Her seyi dogru yaptik cunku tam tersi cok sacmaydi. Mantiksizliktan kactik. Merhameti getirdik, sabri getirdik, en cok sabri. Beyaz ellerimizle bembeyaz bulutlari elledik. Sinirsiz cay icin sinir sahibi olduk. Belki de degistik. Ama beraber. Kusemedik hic. Kibritci kizi cok sevdik. Iki tane tavsani da. Kendimizi birbirimizi sever gibi. Sigur Ros u cok sevdik. Saksafonlari ve piyanolari da. &lt;br/&gt;
Bu bir suru sey yuzunden, zaman bizi kenetlesin diye gun sayiyoruz. Corap satan teyzenin yerine bakiyoruz kaldirimda dinelip ve kahvalti ismarliyoruz esmer koltuk degnekli adamlara. Utanmasin diye yerken bakamiyoruz bile. Iste bu yuzden zamana kizamiyoruz bizi neden cocuk biraktin hep diye.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/50749696410</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/50749696410</guid><pubDate>Sat, 18 May 2013 15:21:14 -0400</pubDate></item><item><title>kpoppinspock:

Never forget
</title><description>&lt;img src="http://24.media.tumblr.com/tumblr_mcpop27sKI1r06m1wo1_500.gif"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;a class="tumblr_blog" href="http://kpoppinspock.tumblr.com/post/48807892571/never-forget"&gt;kpoppinspock&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Never forget&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/49514317893</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/49514317893</guid><pubDate>Fri, 03 May 2013 10:49:46 -0400</pubDate></item><item><title>Şimdi değilse, ne zaman? diyen naif bir şarkı.</title><description>&lt;iframe class="tumblr_audio_player tumblr_audio_player_48033470855" src="http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/48033470855/audio_player_iframe/herbokubilensirin/tumblr_mlamh3SwuO1qhood3?audio_file=http%3A%2F%2Fwww.tumblr.com%2Faudio_file%2Fherbokubilensirin%2F48033470855%2Ftumblr_mlamh3SwuO1qhood3" frameborder="0" allowtransparency="true" scrolling="no" width="500" height="169"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;Şimdi değilse, ne zaman? diyen naif bir şarkı.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/48033470855</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/48033470855</guid><pubDate>Mon, 15 Apr 2013 06:58:14 -0400</pubDate></item><item><title>The Meaning of Simplicity</title><description>&lt;p&gt;Yusuf Hocam, kız kardeşi Leman&amp;#8217;ı kaybettikten sonra, en cok neden onun eliyle işlediği dantel perdeleri özlediğini bu şiiri okuyunca anlamış.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;#8220;Basit şeylerin arkasına sakladım kendimi ki, beni bulabil.&amp;#8221;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;span&gt;THE MEANING OF SIMPLICITY&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;br/&gt;&lt;span&gt;I hide behind simple things so you&amp;#8217;ll find me;&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;span&gt;if you don&amp;#8217;t find me, you&amp;#8217;ll find the things,&lt;/span&gt;&lt;br/&gt;&lt;span class="text_exposed_show"&gt;you&amp;#8217;ll touch what my hand has touched,&lt;br/&gt;our hand-prints will merge.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;The August moon glitters in the kitchen&lt;br/&gt;like a tin-plated pot (it gets that way&lt;br/&gt;because of what I&amp;#8217;m saying to you),&lt;br/&gt;it lights up the empty house and&lt;br/&gt;the house&amp;#8217;s kneeling silence&amp;#8212;&lt;br/&gt;always the silence remains kneeling.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Every word is a doorway&lt;br/&gt;to a meeting, one often cancelled,&lt;br/&gt;and that&amp;#8217;s when a word is true:&lt;br/&gt;when it insists on the meeting.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/47185044813</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/47185044813</guid><pubDate>Fri, 05 Apr 2013 07:31:26 -0400</pubDate></item><item><title>Dunyanin ennn Diye baslayan abartili cumlelerin sahibi, mubalaga sanati ustasi bir sevgilim var....</title><description>&lt;p&gt;Dunyanin ennn Diye baslayan abartili cumlelerin sahibi, mubalaga sanati ustasi bir sevgilim var. asiri derecede sevimli bir seysin diyen Adnan Oktara da cok sey borcluyuz. O olmasa bu mubalaga sayesinde, dev ve asiri kelimelerini gunluk hayatimiza bu kadar katamaz, diyalogumuzu da baslatamazdik. Bazen hala nasil olduguna inanamiyorum. Sanki olmasi gerekiyormus gibi hep. Sanki beni beklemis gibi sessizce ve kaygiyla ve gelince de tum bildiklerini anlatip rahatlamis gibi. &lt;br/&gt; Ben degil de bir baskasi olsa napardi, bilmiyorum. Ben baskasi olsam, eski ben olsam napardim, bilmiyorum. Her olup biten, sanki onceden tasarlanmis, kagitlara yazilmis ve biz de seve seve oynamisiz gibi. Dunyanin enn guzel ask hikayesi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Onla gecirdigim zaman boyunca, ona benzedim ben de. Bazen de kendime benzettim onu.&lt;br/&gt; Nasil desem, hep bir rahatlik var uzerimde artik. Ondan sonra hayatimin cogu zamani huzurlu geciyor. En kotu firtinalara soguklara ragmen. Artik bir kunduzu karsi kiyiya geciren duygunun ne oldugunu biliyorum. Virginia Woolf portresi asili duvari olan bir evde, her an gulerek ve opuserek yasamaya hazirim.&lt;br/&gt; Eskiden bu kadar cocuk degildim. Ne kadar salakmisim. Ya da Iyi ki zamaninda cocuklasmisim. Hep cocuk olsam simdiki kadar olgun bi cocuk olamazdim belki de ve goge bakma duraklarini goremezdim. Onun sarkilarini hic duymadan ölür giderdim.&lt;br/&gt; Anlik verilen kararlar nasil da buyuk kelebek etkileriyle hayatimizi degistirebiliyor, hayretler icinde izliyorum, yasiyorum. Ve kendimle gurur duyuyorum su fotograftaki adamin gozlerindeki pariltinin sebebi olabildigim icin.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46531913065</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46531913065</guid><pubDate>Thu, 28 Mar 2013 16:57:00 -0400</pubDate></item><item><title>Erken bir anneler gunu yazisi</title><description>&lt;p&gt;Cocukken evimizin salonundaki beyaz koltuklara oturmaktan hep cekinirdim. Kirletmeyeyim diye. Zaten salona da girmez, pek oturmazdik o zamanlar. Sonra topluma, ailelere, annelere bir seyler oldu. Kilitli misafir odalari kilitlenmez oldu. Televizyonlarin ekranlari buyudu. Aksamlari herkes misafir odasinda oturur oldu. Sonra o odalar bosaldi, bosaldi. Anneyle babalar kaldi bas basa. Ama geri donmediler diger kucuk oturma odasina. Oturmadiklari yillarin acisini cikarircasina, en degerli en pahali koltuklarinda oturdular, en iyi porselenlerinden yemeklerini yediler. Anne babalarimiz da buyudu. Bizimle beraber buyuduler, ogrendiler. Esyalarin yilda uc dort kere gelecek misafirlerin kullanimina degil de, kendilerine ait oldugunu fark ettiler. Filmlerden mi? O odaya surekli girip, masalarin altini karalayan cocuklarindan mi ogrendiler bunu, bilinmez. Ama onlar da buyuduler iste. Evdeki mutlulugun esyalarin uzerinde tepinen , onlari eskiten cocuklarinin kahkahalari oldugunu gec de olsa anladilar. &lt;br/&gt;
Sonra surdan anladim buyuduklerini. Annem, ben cocukken dolabinda sakladigi yurt disindan gelen parfumlerini cikardi. Her gun surdu onlari. Bitene kadar. Sonra gitti, en pahali magazadan en guzel kokulusunu bulana kadar denedi hepsini, bir suru guzel sise parfum aldi, her gun bolca surdu, siselerini de sakladi. Atmaya kiyamadi. Eskiden kalma saklama, istifleme aliskanligi olsa gerek.&lt;br/&gt;
Cocukken ben istesem beni aninda azarlayip kolumdan cekistirirerek uzaklastiracagi cinsten pahali makyaj malzemeleri aldi. Bana da kendisine de. &lt;br/&gt;
Hayatin gectigini fark etti cunku. Paranin, mutlulugu satin alamayacagini ama sebep olabilecegini fark etti. &lt;br/&gt;
Simdi, ben bir ev kurarken, bana asla kullanmayacagim, yemek odasinin bir kosesinde yillarca bekleyecek, pahali misafir yemek takimlarindan almamayi ogutluyor. Nasil olsa kiriliyor, yitiyor, yenisi aliniyor esyalarin. Bunu ogrenmis. Esyalara anlam yuklememeyi ogrenmis babama tum bulasik makinesindeki tabaklari firlatirken bir gun. Yirmi yilin sonunda o beyaz koltuk takimini atip, yerine yeni takimi alinca ogrenmis esyalarin hayatimizda sadece arac oldugunu. &lt;br/&gt;
Ben kendimi bu yuzden hep sansli hissettim. Akilli bir anneye sahip oldugum icin. Ayni zamanda da dunyanin en sulu gozlu annesine. Ya da tum anneler hep huzunlu bakiyor. Ortaya kendi bedenlerinden bir parca koyup, elleriyle yonta yonta bir heykel cikariyorlar. Saclarini citileye citileye legenlerin icinde yikiyorlar. Dokuz yasindayken bile cocuk parfumu alip suruyorlar. Sonra bir gun, onlari saliyorlar sokaga. Ilk kez otobuse binmelerine izin veriyorlar tek baslarina. Ilk kez opusmelerine, uzulmelerine, sarhos olmalarina izin veriyorlar bebeklerinin. Bebekler buyuyorlar, anneler de. Iyi ki de ogreniyor anneler ve ogretiyor her seyi. Iyi ki varlar. Gul kokulu anneler. Beraber buyudugumuz melankolik balik etli kadinlar. Iyi ki varsiniz.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46525849451</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46525849451</guid><pubDate>Thu, 28 Mar 2013 15:37:21 -0400</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_m9qg9zmH6o1ql5sc0o1_500.gif"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46408860291</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/46408860291</guid><pubDate>Wed, 27 Mar 2013 04:09:56 -0400</pubDate></item><item><title>Ev</title><description>&lt;p&gt;Herkesin asiri akilli oldugu bir hayatta mi yasamak daha zor olurdu? Yoksa simdiki hali mi daha zor, karar veremiyorum. &lt;br/&gt;
Bir eve yaklasiyorum. Buyuk iki kanatli bir kapisi var. kapinin ust kisminda vitray yuvarlak camlar. Iki basamak merdivenden sonra kapinin onundeyim. Beyaz bir kapi. Zil yok. Ruzgar sesi var, usuyor olmam lazim ama usudugumu hissetmiyorum. Evin camlarina bakiyorum, perdeleri yariya kadar cekilmis. Yuksek camlar. Ruzgar sesi degiserek devam ediyor. Yapraklar birbirine carpiyor. Uzaktan bir kamyonun boguk motorunun sesini duyup arkama donuyorum istemsiz. Evin zili yok, elimle calmam gerekli. Anneannemden gorup ogrendigim gibi, avcumu kendime cevirip parmaklarimi bukup orta parmagimin orta bogumuyla mi, yoksa filmlerde gordugum gibi avcum kapiya donuk, ice kivrilan dort parmagimin orta bogumlariyla mi vuracagimi dusunuyorum. Anneannemi seciyorum. Anneannemin simdi benim elimde de bir esi olan sari evlilik yuzugu geliyor aklima. Kim bilir kimin kapisini calarken o, ben bakmisim ona asagidan, dizlerinin hizasindan ve o goruntu hafizama kazinmis. &lt;br/&gt;
Ne zaman baska bir insanin hayatini elestirecek gibi olsam aklima o kadin geliyor. Sakin ha diyorum, buyuk konusma. &lt;br/&gt;
Kapiyi benden 20&amp;#160;cm daha uzun, zayif, genis omuzlu ve dik duruslu bir adam aciyor. Henuz o kadinla tanismadim. Kapidaki adamla da tanismadim. Simdiye kadar gordugum ve hayalimdekiyle birebir guzellikte bir kapinin onundeyim. O yuzden kapiyi acan adama ilk basta dikkat etmiyorum. &lt;br/&gt;
Simdi dusununce, oraya giderken tek amacimin o eve girmek oldugunu farkediyorum. Eve girmek. Baska hic bir sey degil. Girince ne yapacagimi hic dusunmemisim. Hayal kurmamisim. Beklentisiz, acelesiz, durgun, surekli yere bakarak, kendimi dusunerek sadece evin koridorlarinda yurumusum. &lt;br/&gt;
Onla tanistiktan sonra, cok cok sonra, eve beni ceken enerji parcalarinin, onun bana yaydigi enerji olduguna inandik. Belki ilk seferde degil ama, bir keresinde cok net bir sekilde bir bakisin bizi birlestirdigine inandik. Iki saniyelik dort goz bebeginin birbirleri icindeki siyahlikta kaybolmasi. Ayni evin altinda iki tas arabasi. Tas tasiyan iki tekerlekli, yorgun, guclu, merakli iki tas arabasi. Kendi saplarini tutan elleri geride birakip kendi baslarina yurumeye kararli, yari deli iki insan. &lt;br/&gt;
Olmak isteyip de olamadigim, yapmak isteyip de yapamadigim her sey gibi, icimin en buruk zamaninda girdim o eve. Icerde , icimde duran gizlenen yasama tutkusunu bana midesinden yayan o adamla tanismasam belki simdi burada olamazdim. &lt;br/&gt;
Kipirtilar, kahkahalar, icimde sanki gazoz icmis gibi bir karincalanmalar, hepsinin sebebi kendim gibi ama daha iyisi orda beni bekliyormus. &lt;br/&gt;
Simdi baska bir kapinin onundeyim. &lt;br/&gt;
Yanimda benden 20&amp;#160;cm daha uzun bir golge daha var. Iki kanatli, daha buyuk vitrayli daha beyaz bir kapinin onundeyim. Kapinin zili henuz yok. Ruzgar ara ara esiyor. Terli koltuk altlarimizi kurutuyor, ilik ruzgar. Tatli ruzgar. Yapraklar birbirine degiyor, otlar birbirine degiyor. Ot kokusu, sut kokusu, gunesin bile kokusu geliyor burnuma. Buyukbabam gibi, ayni onun gibi. Cocuklugum gibi kapisinda durdugum ev. Beni bekliyor. Anahtari delige tek hamlede yerlestiriyor yanimdaki golgenin sahibi ve gozlerimiz kapaniyor.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/44157678972</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/44157678972</guid><pubDate>Wed, 27 Feb 2013 15:06:15 -0500</pubDate></item><item><title>Hrant, hayat, kediler sesler ve yuzukler</title><description>&lt;p&gt;Bugun destansi bir gundu.
 Once Savoy ’ da guzel bir kahvalti, ardindan guzel bir biber gazi yedik.&lt;br/&gt;
Kisa bir sure sonra parmaklarimiza takacagimiz ve bir daha cikarmayacagiz yuzuklerimizin tamiri icin hayatimizda ilk kez Nuruosmaniye’ye gittik. Ordaki Starbucks’ da gordugum bir kediyle konustum. Bana cat pose yaptigi icin ona “oyle yapma” dedim, buna cok gulduk.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Sonra Harbiye’ ye Agos gazetesinin onune gittik. Ama gitmek her zamanki kadar kolay olmadi. Yagmur bastirdi ve polisler metronun Harbiye cikisini kapatmislardi. Bu planli ve art niyetli, caydirma amacli hareket bizi daha da inanarak ve islanmaya aldirmayarak oraya gitmeye itti. Konusmalari dinleyip Taksim yonune dogru yururken birkac kisinin polislere attigi taslarin arabalara ve camlara vurdukca cikan sesi duyulmaya basladi. Ardindan bize dogru atilan gaz bombalarinin yere dusunce cikardigi sesleri duyduk ve dumani gorduk.  Birkac saniye icinde kendimizi ters yone dogru kosarken ve bir mefrusatciya siginmis halde bulduk. Ipek saclimin yuzu ve gozleri benimse genzim yanmisti. Polisin bizim aleyhimize kullandigi yagmur bu noktada haklinin yaninda oldu ve gazin etkisini azaltti. Cok mutlu ve gururlu bir cifttik cunku yuzuklerimizin isini halletmis ve adalet icin, Hrant icin elele biber gazi yemistik.&lt;br/&gt;
Sonraki duragimiz China Stix’de hesapla beraber gelen niyet kurabiyesinde durustlugumun karsiligini alacagimi okuduktan sonra Karakoy’ e Fransiz Gecidi’ ne gittik. Orada sevgilimin tatli arkadasi Gokce’ den elbise begendik. Kendisi gibi tatli dekorlu sicak dukkanini cok sevdik.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bir gun icerisinde bir suru ve farkli kesimden insanla ayni sokaklarda ayni ya da farkli amaclar icin gezindik. Bugunu destansi yapan buydu. &lt;br/&gt;
Gune son noktayi ise, nostaljik tramvaylarin uyudugu istasyonun yaninda duran daha once farketmedigim muzikal ekipman satan dukkan koydu. Cafe de Flore ‘de calan, ciftin birbirini ilk kez gordugu sahnedeki Dr. Rockit- Cafe de Flore’yi duydum. Nerde duysam tanirim. Icine alan ve surukleyen bir sarkidir, filmi gibi. &lt;br/&gt;
Bugun hayatin tam da kendisi gibi bir gundu. Her sey olan, amaclar ve hazlar icin kosusturulan bir gun.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/40947935798</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/40947935798</guid><pubDate>Sat, 19 Jan 2013 15:32:47 -0500</pubDate></item><item><title>“I need a home for my hands and head” diyen usul...</title><description>&lt;iframe class="tumblr_audio_player tumblr_audio_player_38221657567" src="http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/38221657567/audio_player_iframe/herbokubilensirin/tumblr_mf87sfv6YU1qhood3?audio_file=http%3A%2F%2Fwww.tumblr.com%2Faudio_file%2Fherbokubilensirin%2F38221657567%2Ftumblr_mf87sfv6YU1qhood3" frameborder="0" allowtransparency="true" scrolling="no" width="500" height="169"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;“I need a home for my hands and head” diyen usul usul bir şarkı.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/38221657567</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/38221657567</guid><pubDate>Tue, 18 Dec 2012 07:24:15 -0500</pubDate></item><item><title>corcianna:

Japon işi.
</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/c0958a0458e92d822219738bada66461/tumblr_mf0jopTMDe1qa2roqo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;&lt;a class="tumblr_blog" href="http://corcianna.tumblr.com/post/37898719791/japon-isi"&gt;corcianna&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Japon işi.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/38147969435</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/38147969435</guid><pubDate>Mon, 17 Dec 2012 10:04:34 -0500</pubDate></item><item><title>Bizi tanisaniz cok seversiniz</title><description>&lt;p&gt;Dedim ki Hint yagi kullanmistim ben lisedeyken ondan alalim iyi geliyodu. Tamam ben alcam tavsanima dedi. Ertesi gun getirdi laylom bi kabin icinde sari garip kokan bi sivi, &amp;#8220;hint yagindan daha etkili bu &amp;#8220;dedi. &amp;#8220;Ar- ge ye cok para vermisler ondan kabina para harcamamislar pril kutusuna koymuslar ben inandim cok ise yarayacak bu yag &amp;#8221; dedi. &amp;#8220;Ennn pahalisindan aldim tavsikime cunku o her seyin en iyisini hak eder &amp;#8221; dedi. O sirada gozlerini kisti burnunu burusturdu iste bilirsiniz onun o halini. Zafer kazanmis suratini. Yumrugunu sikan sarisin bebek gibi. &lt;br/&gt;
Beraber cok pahalisindan bot aldik bigun. Giyebilmek icin havanin sogumasini bekliyoruz. Ertesi sabah mesaj atmis.; &amp;#8221; oha bu hava kesin yagar ( HIZLA BOTLARI GIY)&lt;br/&gt;
Sonra dogum gunum geldi. Olur ya her sene. Ayni gune denk gelir. &lt;br/&gt;
Sonra o gun her saat basi bana bir mail atti. Icinde kendi yazdigi siirler olan. Siyirler olan bizim dilimizle. Gobus degirme merdivenlerinin oldugu kendi lunaparklarinda yasayan kueeessss diye bagiran iki cocuguz biz birbirine. Kizdiginda &amp;#8220;bokumu ye&amp;#8221; den oteye kotu laf edemeyen, birbirini her gordugunde Cafe de Flore deki Down Sendromlu cocuklar gibi yapisip kalan iki salagiz. Bizi tanisaniz cok seversiniz.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36900788880</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36900788880</guid><pubDate>Fri, 30 Nov 2012 14:17:25 -0500</pubDate></item><item><title>Abba diye bi grup benim Loli için yaptıgım şarkıyı çalmış ve...</title><description>&lt;iframe width="400" height="299" src="http://www.youtube.com/embed/ETxmCCsMoD0?wmode=transparent&amp;autohide=1&amp;egm=0&amp;hd=1&amp;iv_load_policy=3&amp;modestbranding=1&amp;rel=0&amp;showinfo=0&amp;showsearch=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;p&gt;Abba diye bi grup benim Loli için yaptıgım şarkıyı çalmış ve klip çekmişler 80lerde gibi imaj vererek.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Şarkının orjinal sözleri&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Loli loli loli must be funny in a tavşik world&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Loli loli loli must be sunny in a tavşik world&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;şeklindeydi. Dava açıyorum.&lt;/p&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36871690315</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36871690315</guid><pubDate>Fri, 30 Nov 2012 04:31:17 -0500</pubDate></item><item><title>Photo</title><description>&lt;img src="http://25.media.tumblr.com/tumblr_me84jamc4F1rorqtmo1_500.jpg"/&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;</description><link>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36871610231</link><guid>http://herbokubilensirin.tumblr.com/post/36871610231</guid><pubDate>Fri, 30 Nov 2012 04:27:34 -0500</pubDate></item></channel></rss>
